En büyük hayalimdi yazar olmak…çatı katında denize bakan bir odam olacaktı günün birinde bir de daktilom..o zamanlar bilgisayar diye bir aletin varlığından haberimiz bile yoktu.iyi bişeydi daktilo sahibi olmak.geceleri denize bakan odamda oturup sabaha kadar hikayeler yazacaktım.Masamın kenarında bazen bir fincan sıcak kahve bazen de soğuk bir bira bardağı…aşk hikayeleri olacaktı yazdıklarım..önce kendi ilk aşkımdan başlayacaktım..Ah o orta lise yılları..çektiğim acılar,döktüğüm gözyaşları..kalbimin dinmeyen acısı..
İçeride O oturacaktı..İlk aşkım…ben yazı yazarken O da aşağıdaki odamızda bateri çalacaktı belki hafta sonu çalacağı bara hazırlık,belki de gitarla yeni bir şarkı çıkarmaya çalışacaktı..onun da en büyük hobisi müzikti..ne iş yapaktı? O zamanlar bunu hiç düşünmemişim..Ama ne yaparsa yapsın iyi yapacaktı..”çöpçü bile olsan en iyisi olacaksın” demişti bir keresinde..bunu inanarak söylemişti.Evet ne yaparsa yapsın en iyi şekilde yapacaktı.ne okurdu ne olurdu bilmem ama o zamanlar istediği gibi bir motor tamir atölyesi açardı ve mutlaka kapımızın önünde bir motorumuz olurdu..
Hayal benim değil mi..Belki ilk kitabımı yazmak için sabahlara kadar uyumayacaktım.sabahın ilk ışıklarını görecektim kırmızı mor karışımı.dalga sesleri karışacaktı aşağıdan gelen gitarın sesine..mor sümbüllerin kokusu gelecekti burnuma denizinkiyle birleşip kahveninkinden ayrışarak..
Bazı geceler dostlar gelecekti. bahçede oturacak müzik dinleyerek sabah uzanan sohbetler edecektik.şen kahkahalar saracaktı gecenin sessizliğini.bazen erken gideceklerdi.Biz de salıncakta birbirimize sarılıp en sevdiğimiz şarkıları dinleyecektik,başım omzunda…Sevgimden içim titreyecekti omzuna her yaslanışımda..o da beni sevecekti ama benim sevgimin büyülüğünün yanında küçülecekti sevgisi..ve biliyordum hep içimde ya giderse korkusu olacaktı..
Hep giderdi o günlerde..bir gün gelir ikinci gün giderdi..hep başkalarıyla görürdüm..içim acırdı..bilirdim….bir gün dönecekti…bir gün herkesi tüm aşklarını hepsini geride bırakıp bana gelecekti..o günün gelmesini beklerdim..cep telefonları mesajlar yoktu o zamanlar..Sokağa bakan penceremin altından geçmesini beklerdim. Bir gün motorla geçerdi evimin önünden öbür gün arabayla..kulaklarım ayırırdı arabasının da motorunun da sesini.kendine has bir tarzı vardı kimse ona benzemezdi….ne bakışı ne gülüşü ne zekası..O sanki çizgi roman kahramanlarındaki yaramaz esmer çocuktu..sarışın iyi çocuklardan hoşlanmazdım küçükken de..halaaa..Esmer yaramaz çocukların zekası diğerlerinde yoktur.esmer yaramaz çocuklar kimseyi dinlemezler.ama esmer yaramaz çocuklar doğruyu bilirler ve her yaptıklarından başarı ile çıkarlar.Esmer yaramaz çocukları kimse anlamaz..esmer yaramaz çocuklara sadece esmer yaramaz çocuk gözüyle bakarlar.Ruhlarında gizledikleri o özel insanı kimse görmez.
Evet o esmer yaramaz çocuk biliyordum büyüyecek ve herkes şaşıracaktı ona..en iyi en yürekli en sevecen en dürüst o olacaktı..biliyordum da buna kimseyi inandıramıyordum o günlerde.o farklı diyordum.kimse onu anlamıyor diyordum.seni sevmiyor kabullen diyorlardı..beni üzmek istemiyor diyordum.kendi keyfinde, aklına bile gelmiyorsun diyorlardı..Hoş o da insanları inandırmak için bir şey yapmıyordu..belki de en çok bu huyunu seviyordum..kimseyi hiçbir şeye inandırmak çabası yoktu.kendi doğrularıyla içinden geldiği gibi yaşıyordu.içinden gelen sesi seviyordu..ben de onu…
Yıllar geçiyordu..Büyüyorduk..ayrılma zamanımız gelmişti aynı şehirlerde olamayacaktık..umudumu yitirmek de istemiyordum da sonun yaklaştığını düşünüyordum diğer yandan.O zaten üniversitedeydi.yeni yüzler yeni insanlar girmişti hayatına..bense yeni bir hayata gidiyordum..”gidiyorum” dedim, “senin adına sevindim” dedi.uyku uymadım gecelerce..demek ki kendi adına üzülmüştü, demek ki sevinmemişti gidişime..”kal “dese “gitme” dese..demedi…Gittim..
Kalbim onun olduğu şehirde kaldı.ben o yaz çektirdiğimiz resimleri aldım yanıma bir de kalan kırık hayallerimi..gözlerim arabasını aradı o yeni koca şehirde..Yürüyerek hiçbir yere gitmezdi..gözlerini aramadım yollarda.Sadece plakalarda gezdi gözlerim.beni burada bırakmaz gelir diyordum..kilometreler uzak sayılmazdı ona.Cebinde benzin alacak parası olması yeterdi.biliyordum gelirdi…gelecekti..bekledim..bekledim…ne telefonum vardı ulaşabileceği ne de adresim elinde.ama biliyordum gelecek ve beni bulacaktı..Zor yoktu onun için imkansız zaman alırdı..Ama isterse…istiyor muydu?Hayatındaki anlamım neydi?dahası bir anlamım var mıydı?Bunu bile bilmiyordum.Resimlerini gösteriyordum yeni tanıştığım arkadaşlarıma..Salonun ortasına yayıp çarşaf gibi, hikayemizi anlatıyordum.Uykularına masal olmuştu aşkım.inanıyorlar mıydı o zamanlar benim kadar bilmiyorum ama iyi insanlardı..beni anlıyorlardı en azından.
O uzak şehirde soğuk zamanlar geçiriyordum.Eski arkadaşlarımı özlüyordum.onu tanıyan insanları özlüyordum.Bu uzak şehirde onu tanıyan kaç kişi vardı ki…Bir gece eski bir arkadaşım geldi şehre..yakın başka bir şehirde öğrenciydi o da..o gece ne mutlu olmuştum..Ondan haber de getirirdi mutlaka..ah o eski dost…ne çok çekmişti kahrımı..ne çok yaramazlıklarını saklamıştı benden.hem onun güvenini sarsmamak hem de beni üzmemek adına.genelde benim için iyi haberler almazdım ondan.her gün başka bir kızın adını duyardım.o şehre bu kızı için gitmiş ordan bu kız gelmiş..ne çok kız vardı etrafında..hepsi benden güzel miydi?hepsi ona benim kadar aşık mıydı?
Ne çok şey vardı o eski dostla konuşacak..gece geç vakit hala konuşuyorduk..ikimizde durduk bir an..dışarıda kar vardı.kaldığım öğrenci evi ilk kattaydı.camın önünde bir araba sesi duyduk camımın önünde bir araba belirdi.kalbim duracak sandım..gelmişti..bakmaya korktum bir an..sevinçten heyecandan kalbim duracak sandım..görmemiştim ama biliyordum oydu…bu karda kışta aklına düşmüştüm işte ve onca kilometreyi aşıp gelmişti.beni unutmamıştı…
Ah şimdi yıllar sonra…Sayıyorum da 16yıl geçmiş üstünden…evet yıllar sonra halaa aynı heyecan aynı duygu sıkışıklığı içimde.keşke mutluluğu diyebilseydim..Diyemedim.o zaman da sevinemedim.sevincim göğsümün ortasında bir yumruğa dönüştü..Doğru muydu yalan mı hala bilmiyorum ama kız arkadaşına gelmiş de geçerken uğramıştı öylesine..Yine yıkılmıştım..Yine beni hiç etmişti..
Rüzgar gibi gelip geçmişti..umutlarımı hayallerimi yıkmıştı o gece..Gitmişti ve geride neredeyse ona olan inancımı yitirmiş bir ben bırakmıştı.gençken insan acılara daha kolay göğüs gerebiliyor.Ya da aslında gençken acı diye nitelendirdiğimiz şeyler sadece gençlik heyecanları, rüzgarları..
Öğrencilik yıllarımızda kışın herkes kendini hayatını yaşadı.okulla gezip tozmakla vakit geçirdi.muhtemelen onda bol bol aşk da vardı.bir yaz yine heyecanla onun geleceği günü beklerken geldi ve ben evleneceğim dedi.yaz başıydı…ah gene içimi dağladı..nereden çıkmıştı bu kız..nasıl ikna edebilmişti ki onu evlenmeye..hala çocukmuşum o yıllarda.evlenmenin ciddi bir iş olduğunu ha dediğinde olmayacağını daha öğrenci olduğunu düşünemiyordum işte.o demişti ya yapardı…o yaz da öyle geçti..o sevgilisin görmeye gitti geldi..ben geceler boyu yolunu gözledim..
Öğrencilik bitti sonra…Hayat, gerçek hayat şimdi başlıyordu..O yoktu…evlenmemişti de o zamanlar dediği gibi…unutmuşmuydum,kalbimin bir köşesine saklamışmıydım bilemiyorum..Ama üç ay süren tatiller bitmişti ve onu görebileceğim tek zamandı o üç aylık tatiller..tatillerle birlikte bitmişti işte..Yine bir son gelmişti..Bu kaçıncı sondu…bu kaçıncı bitişti…Bir gün diyordum belki birgün…..
Yok !artık hiç o “bir gün” kalmamıştı.yepyeni hayatlarımız vardı.Benimki geçinmeye çalışmakla geçiyordu..üniversiteden sonraki ilk yıllarda kendi paramı kazanmanın verdiği mutlulukla mütemadiyen gezip çalıştığımı hatırlıyorum.Değişmeyen bir grup arkadaş, değişen iş arkadaşları…Aşk???küçük tefek heyecanlar ve beynimdeki o esmer yaramaz çocuğu arayış..kimse ona benzemiyordu..öyle şarkılardaki gibi olmuyordu; dün gece hiç tanımadığın bir erkeğe sırf ona benziyor diye merhaba diyemiyorsun işte…
Sonraki yıllarsa krizler krizler krizler. Finansal krizler içsel krizlere dönüşüyor. Yoruyor insanı..yaşarken bazen yorulduğunu bile anlamıyorsun..o yıllarda hayallerimi kaybettiğimi hatırlıyorum..
Yaşım ilerliyordu..ne denize bakan bir çatı katım ne de bilgisayarım vardı..ne de boş vaktim gece oturup hikayeler yazabilecektim.Hani küçük bir de arabam olacaktı. -yıllar içinde markası da modeli de değişen-onunla aynı şehirde çalışıyor olacaktım..o bunu bilmeyecekti..bir gün iş çıkışı ben küçük arabamla yan koltukta iki demet sümbül -ışıklardaki çiçek satan küçük çocuktan aldığım-kırmızı ışıkta duracaktım yanımda bir motor duracaktı siyah kocaman..üzerine hoş bir adam başında kask..göz göze gelecektik.içim eriyecekti. O’nun da..gözleri gözlerime değecekti…Esmer yaramaz çocuk geri dönecekti.yıllar sonra beni ilk gördüğünde tanıyamayacaktı önce..sonra şaşkınlıkla adım dökülecekti ağzından…
Ahh..hayatımın en güzel günü olacaktı..Oturup bir yerde konuşacaktık..saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacaktık..ılık bir yaz yağmuru yağacaktı biz fark etmeyecektik…
Hayallerimi bile yitirdiğim o yıllarda o esmer yaramaz çocuğun adını da hayal meyal hatırlar olmuştum. hayat gerçekten zordu. denize bakan evin hayalini bile unutmuştum.Gerçekleşme ihtimali olmayan hayaller sadece üzüyordu artık beni.neredeyse tek amacım kiramı ve faturalarımı ödeyebilmek olmuştu.büyük bir şehirde tek başına yaşamak ayaklarının üzerinde durmaya çalışmak zordu.en büyük keyif geceleri dostlarla toplanıp bir iki bira içmek ve boş hayata boş söylemlerle gülmekti.bakıyordum da her birimizin ayrı dertleri vardı.her birimiz boş şeylere kahkahalar atarken aslında yüreğimizin acılarını boşaltıyor gibiydik.kimimiz ailesinden birilerini kaybetmişti, kimimiz sevdiğini, kimimiz işini, kimimiz de bir kaçını.mutlu hayat yoktu etrafımda.ama hepimiz birleşince sanki acılardan mutluluk doğuyordu geçici de olsa..ve dostlarla olmak çektiğimiz acıları, o anlar içinde de olsa unutmak güzeldi…
O, o esmer çocuk güzel bir anı olarak kalmıştı geçmişimden.hayatı tanıdıkça ve insanları, ne kadar temiz bir aşk olduğunu fark ediyordum yaşadığımın..eğer o da yaşadıysa yaşadığımızın…hiç emin olamamıştım ki..arada bir nasılsa telefonlaşır olduk eski iki dost gibi..iki üç ayda bir nasılsın iyi misin!!..eskilerden gerçek bir dost sesi iyi geliyor insana.içimde küçük küçük kıpırtılar sesini duyunca..Ahh eskiden olsaydı şu cep telefonları..daha mı farklı olurdu hayatımız..şimdi o kendi hayatını kurmuş.kendi işini…”değiştim” diyordu. “Ben de” diyordum “görsen beni tanıyamazsın!”evet değişmiştim ama sadece görüntüm..bir de sanırım artık o her şeye ağlayan, acı çeken ,onu görünce tir tir titreyen küçük kıvırcık saçlı tombik kız da değildim.zevklerim değişmemişti örneğin, küçük şeylere duyduğum sevinç,eskiyi unutmamıştım tanıdığım bir çoğu gibi,kaba bir tabir de olsa çıktığı kabuğu unutanlardan olmamıştım hiçbir zaman.kısaca saçım değişmişti, ağırlığım bi de biraz güçlenmiştim hayatta kalmak adına..o ise aynı olduğunu daha da gençleştiğini söylüyordu her zamanki kendine olan güveniyle bir de onu tekrar görürsem aşık olacağımı…
Tekrar aşık olmak…nasıl bir şeydi ki…tekrar aşık olmak..ben sanırım o defterleri kapamıştım.umutlarım hayallerim donmuştu..hayat geçiyordu ve ben sadece yaşıyordum başıma ne gelirse..Açıkçası umudum yoktu öyle tekrar yeni bir aşk yaşayıp deli divane olmaya…Çok geride kalmıştı..Esmer yaramaz çocuk bir masal kahramanı gibi kalbimin bir köşesinde kalmıştı öylesine küçük buruk bir gülümsemeyle…
Uykum erken geliyor artık.eskisi gibi geç saatlere kadar oturup ne yazı yazabiliyorum ne de kitap okuyabiliyorum..mutfak camından bazen dışarı bakıyorum..Sitenin lambaları yazdan suyu kalmış havuza yansıyor.küçük ışık oyunları yaparken bana, yağmur da minik minik ses çıkarıyor suya vuruşlarında.anılara dalacakken tam içeriden oğlumun “annem” sesi geliyor..kesmek zorunda kalıyorum her ne yapıyorsam..Bir oğlum olacağı hiçbir hayalimde yoktu oysa….ne güzel bir duygu ona dokunmak sarılmak…küçücük ellerini boynuma sarması…babası genelde yorgun oluyor sanki anlıyor ve hep anne diye sesleniyor uykusunda… ama eve erken gelince org çalıyorlar birlikte…kaskları temizliyorlar bir sonraki güne hazırlık..hava güzel olsun diye dua ediyoruz ailece..oğlum daha çok küçük 2.5 yaşında.henüz motora binemiyor ama onun da kendine ait küçük bir motoru var parklarda gezebildiği..salonu alt üst ediyorlar sonra babası topluyor…oğlumun boz yap motorunun vidalarını takıyorlar…o esmer yaramaz çocuğun ondan daha yaramaz bir oğlu var şimdi ve ona “baba” bana “anne “diyor……kendine ait yine tamir yapabildiği bir bilgisayar firması var…öyle trafikte kocaman bir motorun üstünde rastlamadım ona…motorumuzu oğlumuz doğduktan 1 yıl sonra ikimiz aldık..oğlumuz anneannesiyle tatildeydi..Uzun bir süre kimse bilmedi ailelerimizden motor aldığımızı.ikimiz beraber çocuk gibiyiz onunla..Küçücük şeylerden mutlu olup gülüyoruz,kendimizce kaçamaklar yapıp gizli gizli seyahatlere çıkıyoruz.hayat ikimizin olduğu sürede öyle mutluyuz ki..
Çalıştığı firmalardan birinin işi için gelmişti bulunduğum şehre..hep geleceğim diyordu ya pek inanmıyordum..uzak bi şehirdi nede olsa bulunduğum..o gün işlerimin yoğunluğuna gömülmüş ekibin işi ne zaman bitireceğini düşünüyor bir yandan da onlara yardım ediyordum..kimbilir kaçta çıkacaktık gene o gece..derken telefonum çaldı.kalbimle birlikte…..yoksa geliyor muydu..değişmiş miydi?nasıl karşılaşacaktık..yıllar sonra ilk karşılaştığımız an nasıl olacaktı?öyle de paspaldım ki ve yorgun..
Bu şehre en son ne zaman gelmişti bilmem ama belki de sevgilisi için geldiğini söyleyip bana uğradığı geceydi…bildiğim bişey vardı ki o da şehri hiç bilmediğiydi ama buna rağmen heyecanla alalacele verdiğim tarife rağmen bulmuştu buluşacağımız okul binasının önünü..ofisten o binaya nasıl gittim ne kadarda hiç bilmiyordum.kuş olsam ancak bu kadar çabuk giderdim sanıyorum..
Onu gördüğüm an dünya durdu…tüm şehir silindi gözümden..hayatım, o ana dek yaşadığım her şey silindi…sadece o vardı.bal rengi gözleriyle esmer yaramaz çocuk hiç değişmemiş gülüşüyle bana bakıyordu..O karşımdaydı yıllar sonra…ve biliyordum bıraktığım gibiydi içi de…hiç düşünmedim ne yapacağım diye..koştum boynuna sarıldım sımsıkı…ve bir daha hiç bırakmadım…ellerini sıkı sıkı tuttum..tıpkı eskisi gibiydi..onüç ondört yaşındaki gibi güçlü soğuk ama güven veren.. içimi tir tir titreten…
Evet onu bir daha hiç bırakmadım….hayallerimin büyük bir kısmına ulaşmışlığın mutluluğu ve aşkımızın büyüklüğüyle ayakta duruyorum hayata karşı..hayalini kurmaktan vazgeçtiğim mutlu bir yuvam var şimdi kendimin bile zaman zaman inanamadığı..ve kocaman bir omuz var hayatımda..yattığımda tüm dertlerimi unutturan,sabah daha güzel bir güne uyanacağımı hissettiren..her gece ve her gece….
Aşkımmm… hiçbir sabaha sensiz uyandırma beni…
BANU…

Ayrıntılarını hiç bilmediğim ama derinliğini hissettiğim aşkın benide ağlattı mutlu son ama olsun ben yinede ağladım umutsuz uzun bekleyişine ,direnişine ağladım aşkına sağlık banucum yüreğine sağlık arkadaşım daha çokkkk hikayeler çıkacaktır kaleminden yüreğinden şans yanında olsun ,sevgiler…
Bana en ilginç gelen, bir hikayeyi ilk defa okumama rağmen başını ve sonunu biliyor olmak. Hihaye ilerlerken benim de yaşananları -3 aylık dönemler de olsa- başka bir köşesinden izlemiş olmam ve mutlu sonla biteceğini bilmem ayrı bir tat verdi.Tebrik ediyor ve yazılarının devamını diliyorum.’, ”